Etiket arşivi: Ömer b. Abdülaziz

Gerçek kahramanların ardından gidilir

Günümüzü anlama ve anlamlandırma adına yapılan çalışmalarda, tarihle bağ kurmadan yapılacak bir analiz çabası ne yazık ki akim kalmaya mahkumdur.

Tarihten ibret almak için değil de, bir duygusal etkileşimle kahraman-hain gözüyle bakmak daha kolay geliyor bize.

Oysa her iki okumanın da “insani” tanım ve tanımlamanın üzerini örttüğü muhakkak. Biz de “küfr” ehli miyiz neyiz!!!

Tarihi değil de zihinlerimizi kahraman ve hainlerle donatmamız yüzünden, kendi sınırlarımızdan öte bir dünyayı tanımak gibi bir derdimiz de olmuyor. Hatta kendimizden gayrı rakip de tanımıyoruz bu yüzden.

İkram Arslan kardeşim de işte böyle bir eksik okuyuşu fark etmiş olmalı ki, bir şeyi “hayal ettiğimiz” gibi değil de “olduğu gibi” ortaya koymanın bizi gerçeği anlamaya götürmesi adına böylesi güzel bir esere imza atmış.

Eserin bir tarihi roman formatıyla hazırlanmış olması, özellikle modellenmiş bir zihni okumayı dışarıda bırakan tarih çalışmalarına göre genç okuyucuya daha ulaşılabilir olmasını sağlıyor.

Tarihin en zorlu ve karmaşık dönemlerinden birinde yaşayan bir insanı anlatmak, kaynaklarla ilgili ziyadesiyle sıkıntı yaşadığımız bir ortamda kitabın önemini daha da artırıyor.

Özellikle taraflı okuyuşların, okumadan fikir sahibi oluşların gittikçe bir tutuma dönüştüğü bir ortamda, söz konusu o dönemde yaşanan acıların tekrar yaşanmaması adına, bizi bilgiye, anlamaya, vicdana, gayrete ve umuda çağıran bir çalışmaya imza atan İkram kardeşimi tebrik ediyorum.

Okunup istifade edilmesi dileğiyle…

Kerim Aral’ın yazısı

NEBEVÎ NEFES: ÖMER BİN ABDÜLAZİZ

Saray ortamlarında yetişmiş ve rahatlıklar içerisinde büyümüş birisi olan Ömer bin Abdülaziz’in hayatı, bir gecede değişir. Zengin birisiyken aniden fakir oluverir. Süslü ve pahalı giysiler giyerken, yıpranmış kumaştan kıyafetlerle idare etmek zorunda kalır. Bunun sebebi, saray imkânlarından mahrum bırakılması değil; aksine, kendi özgür iradesiyle bunu istemesidir. Başkalarının bunun nedenini anlaması kolay olmaz ama onun düşüncesi çok başkadır. Çünkü o, talep etmediği halde omuzuna yüklenen “halifelik” gibi yüksek bir görevin manevi sorumluluğu altında ezilmektedir. İşte asıl olay, halifelik gecesinden sonra başlar.

Ömer bin Abdülaziz’in yaşadığı zaman, birbirinden çok farklı ve belki de taban tabana zıt denebilecek iki dönemden oluşur. Birincisinde gözlemcidir. İkincisinde ise aktiftir, hatta başroldedir. Bu dönemler özetle şöyledir:

1. Dışta savaşların hükümran olduğu, dâhildeyse iç çekişmelerin dinmek bilmediği için insanların büyük sıkıntılar içerisinde olduğu çocukluk dönemi: Bu dönemde genel olarak üçbaşlılık hâkimdir. Mekke-Kûfe-Şam arasında sürmekte olan üçlü iktidar kavgası kardeşi kardeşe düşürmekte ve İslam âleminin bağrına saplanmış bir hançer gibi kanatmaktadır. Her ne kadar tedavi olarak uygulanan bazı tedbirler, zaman zaman akan kanı durdursa da asıl sorun olan çokbaşlılığa müdahale edilemediği için hançer her hareket ettiğinde kanama yeniden başgöstermektedir.

Buna ilave olarak bir de nerede, ne zaman harekete geçeceği belli olmayan Haricilerin isyanları vardır ki, bu hareket, hem bu üç iktidarın hem de halkın korkulu rüyası haline gelmiş, gününü-gecesini çekilmez kılmıştır.

İktidar kavgaları, isyanlar, istikrarsızlıklar… İnsanlar artık bu kâbusun bir an önce bitmesi için İlahî bir nurun imdada yetişmesi için sürekli duadırlar. NEBEVÎ NEFES: ÖMER BİN ABDÜLAZİZ yazısına devam et